TARİH


KURULUŞ VE ROMA DÖNEMİ

Günümüzden yaklaşık 5000 yıl önce insanların yerleştiği bu topraklara M.Ö. VII. yüzyılda Trakya´da Strümon nehri kenarında oturan Bitynler ve akrabaları Tnyniler İskit saldırılarına karşı koyamayınca kuzeybatı Anadolu´ya göç ederek yerleşirler. Bu verimli topraklara Bitynia adını verirler. Kısa zamanda sınırlarını genişletmelerine rağmen M.Ö.VI yüzyılda bölgede güçlü orduya sahip Lidyalıların hakimiyetine girmekten kurtulamazlar. M.Ö.546´da Lidya Kralı Kroisos, Pers orduları karşısında mağlup olunca bölge M.Ö.453 tarihine kadar Pers İmparatorluğu sınırları içine girer.

Antik kaynaklar bugünkü Bursa´nın kurucusunu I.Prusias (M.Ö.232-192) olarak göstermektedir. Kartaca Kralı Hannibal, Roma İmparatorluğu ile yaptığı savaşı kaybedince, birlikleriyle beraber I.Prusias´a sığınır. Burada zafer kazanan bir komutan gibi karşılanıp, saygı görür. Bu yakınlığa karşılık olarak Hannibal emrindeki askerlerle bir şehir inşa eder. Buna Prusias´ın adını verip ona armağan eder. Kurulduğunda bugünkü hisar içinde olan şehir, günümüzün bir mahallesi kadardı. Bithynia krallık dönemine ait tümülüs´te M.Ö.II yüzyıla ait çok önemli belgeler bulunmuştur.

Roma İmparatorluğu zamanında (Prusa ad Olympium) Uludağ Bursa´sı adını alan şehirde o döneme ait mermerden bir kadın heykeli ve ostotek bulunmuştur.

İmparator Justinianus (527-565) zamanında Pythia´da (Çekirge´de) yeni hamamlar yaptırılmıştır. 1935 yılında Hisar içinde tonozlu odalar bulunmuştur. Hisar içinde, Yer Kapı´da bulunmuş erken Bizans devrine ait taban mozaiği, önemli arkeolojik kalıntılardandır. Tophane´de Bizans döneminden bir şapel ve manastıra ait mozaikler bulunmaktadır.

Prusa (Bursa) 1204-1261 yılları arasında Nikaia´a (İznik)´e bağlı sönük bir tekfurluk olarak yaşamını sürdürdü.

Bugün ülkemizin en zengin Bizans devri mezar stelleri ve çeşitli mimari eser parçaları, seramikler, sikkeler Bursa Arkeloji Müzesi´nde sergilenmektedir.


OSMANLI DÖNEMİ

Uzun çatışmalardan sonra 1326'da Orhan Bey Bursa'yı alarak Osmanlıların başkenti yaptı. Bursa'nın fethi(1326 yılında) ile kurulan Bursa Mehterhanesi 1826 yılında Yeniçeriliğin kaldırılışıyla beraber kapatılmıştır. Bursa 1365'te Edirne'nin başkent yapılmasına kadar bu durumunu korudu. Bursa, İstanbul'un fethi'ne kadar Osmanlıların en önemli merkeziydi. Bursa yöresi 1900'lerin başında Hüdavendigar Vilayeti'nin sınırları içindeydi. Kentin belediyesi 1877'de kuruldu. Kurtuluş Savaşı yıllarında çeşitli yörelerinde ayaklanmalar çıkan Bursa 8 Temmuz 1920'de Yunanlılarca işgal edildi; 11 Eylül 1922'de işgalden kurtuldu.


ORHAN GAZİ DÖNEMİ

Orhan Gazi imar ve şehir planlamasına da önem veren bir padişahtı. İznik'in fethedilmesinden sonra,
1331 yılında İznik'teki meşhur Ayasofya Kilisesi camiye çevrildi. Ayrıca 1333'de yine İznik'te Osmanlı
tarihinin ilk camisi olan Hacı Özbek Camii yaptırıldı.

Orhan Gazi'nin yaptırdığı diğer eserler şunlardır;

  • İznik Hacı Hamza Camii ve Kümbeti,
  • İznik Yeşil Camii,
  • Bilecik Orhan Camii,
  • Bilecik Orhan Gazi İmareti,
  • Gebze Orhan Camii,
  • Bursa Orhan Camii,
  • İznik Nilüfer Hatun İmareti.
  • Bilime ve eğitime büyük önem veren Orhan Gazi Bursa Medresesini de yaptırdı.

MURAD HÜDAVENDİGAR DÖNEMİ

Sultan Murad Hüdavendigar, savaşların ve fetihlerin yanı sıra imar işlerine de gereken önemi verdi. Bursa'da camiler, medreseler ve imarethaneler yaptırdı.

  • Bursa Hüdavendigar Camii,
  • Bursa Şehadet Camii,
  • Filibe Hüdavendigar Camii,
  • Gelibolu Hüdavendigar Camii bunlardandı.
  • İlk Edirne Sarayı'nı da inşa ettiren Sultan Murad Hüdavendigar birçok mescit, hamam, han, kervansaray, çeşme ve köprü yaptırdı.
  • Minarelerden salatu selam okuma adetleri onun devrinde başladı.

YILDIRIM BAYEZİD DÖNEMİ

Memleketin imarıyla da meşgul olan Yıldırım Bayezid, özellikle Bursa'da İslam mimarisini ebediyen yaşatacak camiler, külliyeler ve medreseler yaptırdı.

Timurtaş Paşa adına bir Camii,

Bursa Ulu Camii o dönemde yapılmış önemli mimari eserlerdendi.

Bursa Yıldırım Medresesini de inşa ettiren Yıldırım Bayezid, Bursa'nın ilim adamlarının merkezi olmasını sağladı. "Emir Sultan" adıyla şöhret bulmuş olan Emir Buhari o dönem Bursa'ya gelmiş olan ilim adamlarından birisidir.


ÇELEBİ MEHMET DÖNEMİ

Dağılma tehlikesi içindeki Osmanlı Devletini yeniden bir araya toplamayı başaran Mehmed Çelebi, ülkesini güzelleştirmeye de özen gösterdi. Medreseler, imarethaneler ve pek çok camii yaptırdı.

Bunlardan; Amasya Beyazid Paşa Camii, Merzifon Çelebi Sultan Mehmed  Medresesi, Bursa Yeşil Camii, Dimetoka  Çelebi Sultan Mehmed Camii, Edirne Eski Camii ve Edirne Yıldırım Camii önemlidir.



SULTAN II.MURAD DÖNEMİ

Sultan Murad, memleketin bir çok yerinde, camiler, medreseler, saraylar ve köprüler yaptırdı. Külliye binaları ile birlikte inşa edilen Bursa Muradiye Camii ve Edirne Muradiye Camii kendi adını verdiği eserlerdir.

Ayrıca Edirne Gazi Mihal Camii, Amasya Yörgüç Paşa Camii, Filibe Şehabeddin Paşa Camii, Üsküp Alaca İshak Bey Camii, Üsküp Sultan Murad Camii, Edirne Şah Melek Paşa Camii, Edirne Beylerbeyi Camii ve Karaca Bey Camii yine onun döneminde yapıldı.

Yine Sultan İkinci Murad tarafından inşa ettirilen Edirne Üç Şerefeli Camii'nin yanında bir medrese ve fakirler için bir imarethane mevcuttur. Bu camiin duvarları ve mihrabı son derece güzel çinilerle süslenmiştir. Ergene Nehri üzerindeki
170 ayaklı "Uzun Köprü"yü de Sultan İkinci Murad yaptırdı.

Sultan İkinci Murad, Ankara civarında Basıkhisar nahiyesinin yakınında yaptırdığı büyük köprünün geçiş ücretini Mekke'ye gönderilmek üzere ayırdı. Her yıl Surre-i Humayun denen özel memurlar ve hacılardan meydana gelen bir alayı Kabe'ye gönderiyor, mukaddes yerlerin bakım ve tamirini yaptırıyordu.

 


ARKEOLOJİ

Günümüzden yaklaşık 5000 yıl önce insanların yerleştiği bu topraklara M.Ö. VII. yüzyılda Trakya´da Strümon nehri kenarında oturan Bitynler ve akrabaları Tnyniler İskit saldırılarına karşı koyamayınca kuzeybatı Anadolu´ya göç ederek yerleşirler. Bu verimli topraklara Bitynia adını verirler. Kısa zamanda sınırlarını genişletmelerine rağmen M.Ö.VI yüzyılda bölgede güçlü orduya sahip Lidyalıların hakimiyetine girmekten kurtulamazlar. M.Ö.546´da Lidya Kralı Kroisos, Pers orduları karşısında mağlup olunca bölge M.Ö.453 tarihine kadar Pers İmparatorİuğu sınırları içine girer.

Antik kaynaklar bugünkü Bursa´nın kurucusunu I.Prusias (M.Ö.232-192) olarak göstermektedir. Kartaca Kralı Hannibal, Roma İmparatorluğu ile yaptığı savaşı kaybedince, birlikleriyle beraber I.Prusias´a sığınır. Burada zafer kazanan bir komutan gibi karşılanıp, saygı görür. Bu yakınlığa karşılık olarak Hannibal emrindeki askerlerle bir şehir inşa eder. Buna Prusias´ın adını verip ona armağan eder. Kurulduğunda bugünkü hisar içinde olan şehir, günümüzün bir mahallesi kadardı. Bithynia krallık dönemine ait tümülüs´te M.Ö.II yüzyıla ait çok önemli belgeler bulunmuştur.

Roma İmparatorluğu zamanında (Prusa ad Olympium) Uludağ Bursa´sı adını alan şehirde o döneme ait mermerden bir kadın heykeli ve ostotek bulunmuştur.

İmparator Justinianus (527-565) zamanında Pythia´da (Çekirge´de) yeni hamamlar yaptırılmıştır. 1935 yılında Hisar içinde tonozlu odalar bulunmuştur. Hisar içinde, Yer Kapı´da bulunmuş erken Bizans devrine ait taban mozaiği, önemli arkeolojik kalıntılardandır. Tophane´de Bizans döneminden bir şapel ve manastıra ait mozaikler bulunmaktadır.

Prusa (Bursa) 1204-1261 yılları arasında Nikaia´a (İznik)´e bağlı sönük bir tekfurluk olarak yaşamını sürdürdü.

Bugün ülkemizin en zengin Bizans devri mezar stelleri ve çeşitli mimari eser parçaları, seramikler, sikkeler Bursa Arkeloji Müzesi´nde sergilenmektedir.

M.S 1453 yılına kadar tüm tarihi dönemlere ait çok sayıda eser barındıran Bursa Arkeoloji Müzesi Kültürpark içinde biraz kenarda kalınığı için fazla ziyaretçisi yok. Ancak gittiğimde boş bir müze beklerken en azından 8-10 kadar 2şerli grup vardı ve bu da çok mutlu etti beni. Giriş ücretleri yerli ziyaretçiler için 1 YTL. Öğrenci indirimi yok ama zaten oldukça ucuz.

Özellikle içeride bir mezar tümülüsü aynen bulunmakta. İçinde bir savaçının iskeleti ve yanında silahları da sergilenmekte. Ayrıca çok eski çağlardan itibaren kullanılan çeşitli dönemlere ait sikkeler de çok modern bir şekilde sergilenmekte. Gezdiğim müzeler içindeki en güzel korunabilmiş lahit ve heykelleri barındıran müzelerden biri. Tabi muhteşem duvar kaabartmaları da ayrı bir güzel. Anladığım kadarıyla müzedeki eserlerin hepsi Bursa bölgesinden çıkarılmış. Bu da demek oluyor ki antik çağlara ait eserleriyle ünlü olan akdeniz, ege kıyılarımız kadar bursa bölgesinde de böyle eserler var fakat bu bölgede yeterli araştırma yapılmadığı için halen toprak altında bekliyorlar. Üstelik de çok daha iyi korunmuş eserler oldukları da kesin.

İçeride fotoğraf çekmek serbest. Sadece flaşlı çekim yapmak eserlere zarar veriyormuş diye yasak olduğu için pek çok resim yetersiz ışık yüzünden çok net çıkmadı. Özellikle yetersiz ışık altında makinam daha uzun süre pozlama yapıyor fakat tripodum olmadığı için elimin titremesi yüzünden bulanıklıklar oldu. Birde eserlerin içinde bulunduğu şık cam kormalar yüzünden çok fazla yansıma oluşuyor fotoğraflarda. O yüzden bazı resimler bulanık çıktılar. Bende bi arkadaşıma ait resimlerden de faydalandım.

  • Salon I: M.Ö.3.bin yıllarına ait yortan kültürüne ait pişmiş toprak mezar buluntuları ile M.Ö. 2.bin yıllarından kalma kesici taş ve bronz el baltaları, Urartu bölgesinden gelmiş pişmiş toprak kaplar, M.Ö. 1.bine ait Frig Dönemi minyatür mabet örneği, bronz kaplar ve fibulalar tarihin kesitlerinden bir mozaik oluşturmaktadır. Ayrıca müzenin Antandros nekropolünde gerçekleştirdiği kurtarma kazısında ortaya çıkarılan figürin, değişik formdaki kaplar ve süs eşyalarından oluşan mezar buluntuları da önemli yer tutmaktadır. Salondaki önemli eserlerden biri de Karacabey'in Şükraniye Köyü'nde bulunmuş olan Greko-Pers mezar stelidir. M.Ö. 546'da Anadolu'yu istila eden Pers Dönemine ait bu eser, ikisi İstanbul Arkeoloji Müzesi'nde olmak üzere dünyadaki üç örnekten biridir.

  • Salon II: Roma Dönemine ait taş eserlerin yer aldığı bu salonda M.S. 2.yüzyıl dolaylarına ait portre başlarının yanı sıra, tanrılar tanrısı Zeus'un tasvirleri, kuvvetin ve gücün temsilcisi Herakles'in Nemea aslanını boğduktan sonra postunu koluna dolamış dinlenir durumdaki tasviri, Anadolu'nun en eski bereket tanrıçası Kybele heykelleri ile sağlık tanrıçası Asklepios'a adanmış sunaklar göze çarpmaktadır. Salonun en önemli eserleri arasında bronzdan yapılmış "Savaş ve Akıl tanrıçası" Athena büstü ile "Güneş Tanrısı" Apollon bulunmaktadır.

  • Salon III: M.Ö. 8. yüzyıldan Bizans Devri sonlarına kadar olan dönemin eserleri bu salonda sergilenmektedir. Geometrik Dönemden başlayıp, Roma Dönemine kadar uzanan değişik formdaki keramik kaplar kronolojik bir sıra ile sergilenmektedir. Sergilenen eserler arasında Arkaik ve Roma Dönemine ait pişmiş toprak figürinler, yine Roma Dönemine ait bronz ve cam kaplar ile süs eşyaları, pişmiş toprak kandiller, Bizans Dönemine ait gümüş, bronz ve pişmiş toprak eserlerde bulunmaktadır. Yine bu salonda Roma Dönemine ait altın süs eşyaları önemli bir yer tutmaktadır.Aynı salonun asma katında ise Arkaik, Klasik, Hellenistik, Roma ve Bizans Çağlarına ait altın, gümüş ve bronz sikkeler sergilenmektedir.

  • Salon IV: Burada Balıkesir İli, Üçpınar Köyü'nde bulunan tümülüsün 1/1 ölçülerindeki bir benzeri ve Akhaemenid Dönemine tarihlenen at arabası buluntuları ile bu buluntulardan hareket edilerek yapılan arabanın antik çağdaki örneği teşhir edilecektir.

  • Açık Teşhir: Arkeoloji Müzesi'nin bahçesinde de önemli taş eserler yer almaktadır. Türkiye müzeleri içerisinde önemli bir yer tutan zengin stel koleksiyonu burada sergilenmektedir. Ayrıca Bursa ve çevresinde bulunan lahit mezar örnekleri ile çeşitli mimari parçalar görülmeye değerdir.





 
 
Burkon Turizm ve Kongre Organizasyon Limited Şirketi Tarafından Hazırlanmıştır.